Anlamı: "Ey Rabbimizî Bize dünyada iyilik, güzellik ve nimet ver; ahrette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ates azabindan koru!" (Bakara, 2/201
Hazret-i Pîr Seyyid Ahmed er-Rıfâî Kaddesellahu Sırrahu'l-Âlî Efendimiz buyuruyorlar ki : Sakın tarîkatda olduğun için böbürlenme! Çünkü böyle bir hâl, Allahu Teâlâ'ya karşı edebi bozmak demekdir. Zira tarîkat tekebbür üzerine değil tezellül üzerine kurulmuşdur . Evliyâullah, zilleti benimsedikleri için Allah onlara kendi katından azîzlik ihsân etmişdir. Ehlullah, fakr hâli üzere oldukları için Allah fazlı ile onlara gınâ ihsân etmişdir. Tarîkat ehlinin düşdüğü en büyük vartalardan biri de, ucubla kibre düşmekdir ki bu sıfatlar tarîkat ehlinde aslâ bulunmaması gereken s ıfatlarıdır zîrâ bunlar şeytânın sıfatlarıdır. Zâten tarîkatın gâyesi, nefsi bu gibi şeytânî sıfatlardan arındırmakdır. Tarîkatın zâhirinde kalmış olan kişilerde görülen bu hâller, türlü türlü iddiâlarla tezâhür eder. Kimisi "Benim şeyhim gibisi yok, diğer şeyhlerde hiç iş yok" der. Bazısı "Benim tarîkim gibi tarîk yok, diğer tarîklerde iş yok" der. Kimisi "Biz hafî zikir yaparız, haf...
Muzaffer Efendi Hazretleri, "İnsan, nefsi ile mücâdele edebilmek ve sırât-ı müstakîmde ilerleyebilmek için ne yapmalıdır?" meâlindeki bir soruya şu cevâbı verdiler : Evvelâ Cenâb-ı Hakk'a çok yalvarması lâzım gelir. Çünkü en büyük mücâdele nefs ile mücâdeledir. Peygamberimiz iki milletin birbiriyle yaptığı muhârebeleri küçük muhârebe saymış, nefs ile yapılan mücâdeleyi ise büyük harb saymışdır. Onun için nefs ile mücâdeleyi Cenâb-ı Hakk'dan istiâne ederek yani yardım isteyerek yapmalı. Birinci vazîfe budur çünkü insana metâneti verecek, sabrı verecek, fenâlıklara karşı durma kuvvetini verecek olan Allah'dır. Onun için terk-i terk lâzımdır. "Bunu ben yapdım" veya "Bunu ben yapmadım" diyerek kendine benlik vermeyecek. Hakk'ın tevfîki olursa, "Allah bana bunu yaptırmadı elhamdülillah, beni bu işden kurtardı" diye Cenâb-ı Hakk'a güvenmesi lâzım gelir. Efendi Hazretlerinin seyr-i sülûk için birinci derecede öncelikli kabûl ettiği i...
Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki : Birisi Bayezid-i Bistâmî'nin kafasına âsâsıyla vurmuş, nasıl kuvvetli vurduysa âsâ Hazret'in başında iki parça olmuş. Hazret-i Bayezid-i Bistâmî, o zâta bal göndermiş bir de yeni âsâ göndermiş. Sebebini sormuşlar, "Adamın âsâsı benim yüzümden kırıldı" demiş. Gene Belh sultânı, sonra gönül sultânı, İbrâhim Edhem de öyle. Bir gün halkı irşâd için, sarayları gösterip, "Siz bunların ma'mûr olduğuna bakmayınız, bunlar yakın zamanda harâb olacak" dedi, sonra kabirleri gösterdi ve "Burayı ma'mur edin" dedi. Oradan birisi, "Bu softalar da her şeye karışıyorlar" diyerek İbrâhim Edhem'e bir tokat attı. Oradakiler, "Yâhu, sen ne yaptın, bu zât pâdişahın babasıdır, eski pâdişâhımızdır" dediler. Adam hemen Hazret'in eline sarılıp, "Aman beni affedin, ben sizi bilemedim" deyince Hazret, "Yok evlâdım sen beni affet. Bana vurduğun vakit senin elin acımışdır, sen bana hakk...
Yorumlar
Yorum Gönder